Koyun-Keçi Vebası

Dr. Öznur YAZICIOĞLU
Uzm Vet.Hekim


            Koyun-Keçi Vebası (PPR = Peste des petits ruminants), koyun ve keçilerin sığır vebasına benzeyen  yüksek ateş, göz-burun akıntıları, nekrotik-erosiv stomatitis, diyare ve pnömoni ile karakterize bulaşıcı ve genellikle akut seyirli viral bir hastalığıdır. Hastalık, Kata, Pseudo-rinderpest ve Pneumonia-enteritis komplexi gibi çeşitli adlarla da anılmaktadır.      

Etiyoloji

PPR virusu, RNA viruslardan Paramyxoviridae familyası Morbillivirus genusu içinde yer alır. Virus, bu grup içinde yer alan köpek gençlik hastalığı virusu, kızamık virusu, sığır vebası virusu ve diğer viruslarla antijenik yakınlığa sahip fakat immunolojik olarak farklıdır. PPR virusunun sadece bir serotipi vardır ancak değişik virulansta suşlar mevcuttur. 

Epidemiyoloji

            PPR ilk defa 1942 yılında Batı Afrika’da Gargadennec ve Lalanne tarafından bildirilmiştir. Günümüzde hastalık, Ekvator ve Sahara arasında kalan Afrika ülkeleri, Arap yarımadası, Türkiye dahil hemen tüm Orta Doğu ülkeleri, Hindistan ve Güney-doğu Asya’da görülmektedir.  

Doğal hastalık, koyun ve keçilerde görülür. Keçiler, hastalığa koyunlardan daha duyarlıdır. Sığırların genellikle sadece subklinik olarak enfekte olabilecekleri kabul edilir. Ancak kötü bakım koşulları altında, PPR enfeksiyonunu takiben sığırların klinik olarak sığır vebasına atfedilebilecek lezyonlar geliştirmesi mümkün olabilir. Nitekim deneysel olarak PPR virusu ile enfekte edilen buzağılarda, hastalık ve ölüm meydana gelmiştir. Ayrıca 1995 yılında Hindistan’da mandalarda sığır vebası benzeri bir salgından PPR virusu izole edilmiştir.  1995-1996 yıllarında Ethopya’da bir hörgüçlü develeri etkileyen epizootik hastalıkta da virus nukleik asidi, patolojik örneklerde tespit edilmiş ancak canlı virus izole edilememiştir. Ayrıca yabani ruminantlarda da ölüme sebep olan klinik hastalık olayları bildirilmiştir. 

3-18 aylık yaştaki genç hayvanlar erginlere göre daha şiddetli olarak etkilenirler. Salgınlar, en sık yağışlı ya da soğuk kuru mevsimlerde görülür. 

Bulaşma, sindirim ve solunum yoluyladır. Hasta ve duyarlı hayvanlar arasında direkt olarak oluşur. Hastalık, genellikle inkübasyon dönemindeki henüz klinik semptom göstermeyen hayvanların sürüye sokulması ile başlar. Virus, enfekte hayvanların tüm sekresyon ve ekskresyonlarıyla çevreye yayılır.

Klinik Bulgular

            Klinik olarak PPR, sığır vebasına çok benzer. 4-6 gün süren bir inkübasyon periyodundan sonra temperatürde artış görülür ve bunu çok şiddetli olabilen göz ve burun akıntıları izler. Başlangıçta seröz daha sonra mukopurulent bir özellik kazanan bu akıntılar, göz kapaklarının birbirine yapışmasına ve burun deliklerinde kabuklar oluşturarak hayvanın güç soluk almasına neden olur. Kural olarak ateşin başlangıcından 2-3 gün sonra ağızda, aşırı salivasyon ile eşlik edilen nekrotik-erosiv mukozal lezyonlar görülür. Bunu sulu ve sıklıkla kanlı olabilen bir diyare izler ve beden ısısı düşer. Pnömoni, öksürük ve abdominal solunum görülebilir. Öldürücü olaylarda, hayvanlar ateşin başlangıcından sonraki 6-10 gün içinde dehidrasyon ya da sık görülen bir komplikasyon olarak bronkopnömoni sonucu ölürler. 

            Şiddetli salgınlarda morbidite ve mortalite oranları, %100’e ulaşabilir. Hafif salgınlarda mortalite oranı %50’yi aşmaz. Hastalığın şiddeti ve ölüm oranı, aşağıdaki parametrelere bağlı olarak farklılıklar gösterir;

·        Sürüdeki hayvanların bağışıklık durumu. İlk enfeksiyon halinde, semptomlar çok daha şiddetli ve ölüm oranı yüksektir (% 80-90).

·        Yaş. 3 aylık ve üzerindeki genç hayvanlar daha duyarlıdır. Çünkü bu yaşlarda, kolostrumdaki antikorlarla kazanılan pasif bağışıklıkla korunma kesilir.

·        Tür. Keçilerin özellikle ormanlık bölgelerde yetiştirilen çeşitlerinin koyunlardan daha duyarlı olduğuna inanılır. 

            Sığır vebası virusunun aksine PPR virusunun virulansında büyük bir varyasyon bildirilmemiştir. PPR virusu da Morbillivirus genusunun diğer üyeleri gibi immun sistemi baskılayıcı bir etkiye sahiptir ve sıklıkla pasteurella, salmonella, mikoplazma, parainfluenza 3 virus, adenovirus ve parazitler gibi diğer birçok etkenlere zemin hazırlar. 

            Klinik hastalık, hiperakut, akut ve belirsiz enfeksiyon olmak üzere 3 temel formda görülür.

            Hiperakut Form: Bu form genellikle keçilerde oluşur. Yaklaşık 2 gün süren bir inkübasyon periyodundan sonra görülen ilk semptom, yüksek ateştir (41-42o C). Bunu süratle lakrimasyon ve burun akıntısının yanısıra genel düşkünlük hali (bitkinlik, çevreye ilgisizlik, karışmış yün ve iştahsızlık) izler. İlk günler süresince konstipasyon olabilir ve bol bir diyare ile izlenir. Seyir hızlıdır ve ateşin başlangıcından sonra 5-6 gün sürer.

            Akut Form: Bu form, küçük ruminantların sığır vebasına benzer. İnkübasyon süresi 3-4 gündür ve ilk devreler hiperakut formunkilere benzerdir. Aşağıdaki semptomlar görülür: 

• Başlangıçta seromüköz sonradan mukopurulent özellik kazanan ve burun deliklerini tıkayan burun akıntısı vardır.

• Önce dişetlerinin diş sınırı boyunca uzanan bir konjesyon bandı halinde görülen lezyonlar daha sonra dişetleri, dil, dudak ve yanakların iç yanı, damak ve hatta larinkte erosiv ve ülseratif lezyonlar halinde gelişir. Dil, beyazımsı kötü kokulu nekrotik ölü doku ile örtülür

• Kuru bir öksürükle birlikte genellikle pulmoner tutulma oluşur.  

• Komplikasyonların yokluğunda, hastalık 8-10 gün sürebilir. Ölüm ile ya da iyileşme ve sağlam bir bağışıklıkla sonuçlanır. En yaygın görülen komplikasyonlar;

·        özellikle Pasteurella haemolytica ya da Pasteurella multocida tip A ile bakteriyel superenfeksiyonlu pnömoni ya da bronkopnömoni,

·        coccidiosis, piroplasmosis ya da trypanosomiasis gibi latent bir parasitozun yeniden aktivasyonu,

·        abortus’dur.

Belirsiz Form: Bazı bölgelerde lokal türlerin direncinden dolayı bu formun prevalant olduğu görülür. Böyle olaylarda hastalık, belirsiz semptomlarla 10-15 gün sürer. Son devrede kontagiyöz ektimanınkilere benzeyen papül ya da püstüller görülebilir. Belirsiz formlar, pulmoner bozuklukları şiddetlendirdiğinden hastalık çoğu kez PPR olarak identifiye edilemez. Bu yüzden genellikle sadece serolojik çalışmalar ile tesbit edilirler.  

            PPR’da hastalık ya ölümle sonuçlanır ya da iyileşen hayvanlar, yeni bir enfeksiyona karşı sağlam bir bağışıklık kazanırlar. Bu korunmanın süresi, muhtemelen birkaç yıl ya da hayvanın tüm ekonomik yaşamı süresincedir. Bağışıklık, nötralizan antikorlarla sağlanır. Latent virus taşıyıcılığı yoktur. Bağışık analardan doğan yavrularda ise maternal antikorların koruma süresi 12-16 hafta olarak bildirilmektedir.

Makroskobik Bulgular

            Ağızdan başlayarak tüm sindirim kanalı boyunca nekrotik-erosiv lezyonlar görülebilir. Ağızda dudakların iç yüzleri, dişetleri, dilin dorsumu, yan kenarları ve epiglottisin altı ile yumuşak damak lezyonların başlıca görüldüğü yerlerdir. Her vakada olmamakla birlikte ösefagusun üst 1/3’inde çizgisel nekrozlar, kalın bağırsak mukozasında ve özellikle sekumda zebra çizgilerini andıran çizgisel kanamalar bulunabilir. Nekrotik ya da hemorajik enteritis genellikle görülür. Lenf düğümleri büyümüştür. Dalakta da nekrotik lezyonlar görülebilir. Akciğerlerin apikal loblarında hepatize sahalar yaygındır.  

Teşhis

Hastalığın hiperakut ve akut formlarının klinik teşhisi kolaydır. Belirsiz formlarının teşhisi ise güçtür. Ancak pnömoni ya da diyare salgınlarında PPR’dan şüphelenilmelidir. 

Kesin teşhis, laboratuvar muayeneleriyle mümkün olur. Sığır vebası ve PPR’ın ayrımı, kompetitiv ELISA testi ile yapılmaktadır. Virus izolasyonu için organ örneklerinin hastalığın erken dönemlerinde alınması önemlidir. Aksi taktirde bakteriyel superenfeksiyonlar virusu gizleyebilir. Açık klinik semptom gösteren hayvanlardan ölümü takiben 2 saat içinde steril şartlarda alınacak dalak, mezenteryal lenf düğümleri ve lezyon gösteren akciğerler ile mediastinal lenf düğümleri soğuk şartlarda ve mümkün olan en kısa sürede virolojik yoklamalar için, lezyonlu ağız mukozası kısımları ve tonsiller %10 formalin solüsyonu içinde histopatolojik yoklamalar için laboratuvara gönderilmelidir. Hastalığı geçiren hayvanlarda, iyileşmeden 15 gün sonra alınacak kan serumu örneklerinde de spesifik antikorların tespiti yapılabilir.

Kontrol

PPR’ın yayılmasını kontrol altına almak için PPR virusunun attenue bir suşu ile geliştirilen aşı kullanılmaktadır. 

Kaynaklar

Diallo, A. (1988) Rinderpest and Peste des petits ruminants. Constant threats to animal farming in many developing countries. Impact of Science on Society  150: 179-192.  

Lefevre, R.C, Diallo, A.(1990) Peste des petits ruminants. In. Office International Des Epizooties.

Losos, G.J. (1986) Peste des petits ruminants. Chapter.12, 549-558 In. Infectıous Tropical Diseases of Domestic Animals. Longman Scientific&Technical. International Development Research Centre, Canada.

OIE (2004).  Manual of Diagnostic Tests and Vaccines for Terrestrial Animals, 5 th edition, Paris, France, 153-162


''